Bismillah her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız...
universideli kullanıcısının resmi

Kırık Testi - Kollektif Şuur

Milletlerin hayatında en buhranlı dönemler, içtimâî değişim ve yeniden tekevvün aralıklarında görülür. Tıpkı bazı canlıların geçirdiği “metamorfoz” hadisesine benzer şekilde, yenilenme süresince sancılar, sıkıntılar, zincirleme infialler; bazı şeylerin atılıp yeni bazı şeylerin geliştirilmesi gibi... Kitleleri gerilime sevkeden hadiselerle, toplumda ferdî ve içtimâî bunalımların yaşanması kaçınılmaz olur. Bir de, yapılacak işler, daha önceden denenmiş, bir kısım sâbiteler esas alınarak yapılmıyorsa, dünya kadar yanlışlıklara girilebilir.. yer yer mantık ve muhâkeme hisse yenik düşebilir.. varsa, şöyle-böyle uyulması düşünülen plânlar, onların dışına çıkılabilir.. ve sığ, küçük projelerin dar çerçevesi içinde umûmî âhenk bütün bütün altüst olup, genel tasavvur ve düşüncelerin hilâfına akla-hayale gelmedik handikaplarla karşılaşılabilir; dolayısıyla da yığınlar, hatta onları idare edenler, aklî ve mantıkî olmaları gerektiği yerde -günümüzde çokça müşâhede edildiği gibi- hissî hareket ederek yapma kuşağında çeşit çeşit yıkmalara sebebiyet verebilirler.


ali gündüz kullanıcısının resmi

FİLİSTİNLİ AĞLAYAN KIZ

İŞTE O MUHTEŞEM ŞİİR - ŞAİRİNİ BİLMİYORUM

FİLİSTİNLİ KIZIN ŞİİRİ

Baba! Diyorlar ki sen suçlusun.
Baba! Sen suçlu değilsin...
Baba! Neden tutukladılar seni?
Baba! Seni benden neden esirgediler?
Beni bir defa bile öpmeden,
Annemin gözyaşlarını silmeden.


dervis kullanıcısının resmi

Ehl-i Kitap'la diyaloğu emreden ayetler var mıdır?

Kur'an'da ehl-i kitapla diyaloğu konu edinen birçok ayet vardır. 'De ki: Ey ehl-i kitap, sizinle bizim aramızda aynı olan bir kelimeye gelin: Allah'tan başkasına ibadet etmeyelim ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım; Allah'ı bırakıp da, kimimiz kimimizi rabler de edinmesin.' (Al-i İmran, 64) Bu ayet aksine ihtimal vermeyecek netlikte Hz. Peygamber ve onun şahsında Müslümanlara ehl-i kitapla ilişkiye girmelerini emretmekte, ortak noktalarda buluşmayı hedef göstermektedir. Böylece bir anlamda diyaloğun çerçevesini belirlemektedir. Ortak noktalar Allah'a, peygamberlere, ahirete iman gibi imani; zina, kumar, içki gibi ameli hususların yanısıra siyasal, sosyal, kültürel, ekonomik boyutlu dünyevi meseleler de olabilir.


universideli kullanıcısının resmi

Samimiyetsiz Gözyaşlarım

Binbir buhran içinde kalan ruhlarımıza acımasızca davranan kelimeler var ne yana baksak. Her insanın yüzünde bir cümle, ve zihinlerde geçen altyazılar... Dünyalık hevesler hepimizin kalbinde atan ilk aşk gibi her an. Sokakta yürürken yüz görmemek ve gülümsememek esasına dayalı tüm samimiyetsiz kardeşliklerimiz. Başı önünde yürüyenler riyakar ve hesap düşünür olmuş; başı dik duranlar, yürüyen kibir dağları gibi patlamaya hazır. Gençlik alabildiğine boşvermiş ve verdiği boşluklarda kendi kayıp. Bebekler nereye geldiğini bilmeyerek gülümseyen son samimi varlıklar, cennetten yeni koparılmıs, henüz dikenleri koparılmamıs taze birer gül gibi.


editorium kullanıcısının resmi

İslam, nasıl bir dindir?

İslam'ın giderek bir Köylü İslamı'na dönüştüğü yolundaki peşin hükümlerin, gerçeklikle hiçbir ilişkisi bulunmadığını, Köylü İslamının 'Volk İslamı' olduğunu, dolayısıyla bugün belirli bir 'Müslüman' kesimin yolsuzluk, irtikâb, 'hortumlama' vb. gibi, fıkıh açısından yapılması günah ve terki sevap sayılan 'haram'a fütursuzca başvurmalarını, köylülükle değil, lumpenlikle ilişkilendirmek gerektiğini belirtmiştim.

'Köylü İslamı' değil, 'Lumpen İslam'! Meselenin esası, budur!


kulendam kullanıcısının resmi

Siyaset ve Şiir

Obama'nın yemin töreninin nasıl olacağına dair haberler daha şimdiden dünya ve Türk basınında peş peşe yayınlanırken, ben bu törenin farklı bir boyutuna dikkat çekmek istiyorum: Şiirselliğine. Tıpkı seneler evvel JF Kennedy'nin yaptığı gibi, Obama da yemin töreninde milyonlarca seçmeninin önünde söz verirken yanında bir şair bulunduracak. Törende sadece müzik ve müzisyenler değil, şiir de olacak.


dervis kullanıcısının resmi

Ben de özür diliyorum...

Millet(in)vekili Canan Arıtman, "ağır hakaret" başlığı altında sunulan konuşmasında, Abdullah Gül'ün Rum ya da Ermeni torunu olabileceğini ima ediyor: "Cumhurbaşkanı'nın anne tarafından etnik kökenini araştırın görürsünüz." Bu sözle ve söz sahibi vekilin ismiyle zihninizi meşgul ettiğim için siz millet asillerinden özür diliyorum.


accimuu kullanıcısının resmi

HAZRET-İ ÖMER İLE SARHOŞ ADAM

İslâm'ın ikinci halifesi Hazret-i Ömer, sabahlara kadar sokak sokak gezer, idaresini üzerine aldığı halkın huzur içinde istirahat edip etmediklerini araştırırdı. Yine böyle teftiş gecelerinden birindeydi. Medine sokaklarında sessizce gezerken ileride hiç beklemediği bir gürültü işitti. Merakla yaklaştı, dikkatle baktığında, bir sarhoşun gelip geçenlere münasebetsizce sözler söyleyip rahatsız ettiğini gördü. Resûlüllah'ın şehri Medine'de adam hem âyetin emrine karşı gelerek içki içmiş, hem de sarhoş halde sokağa çıkıp mes'ûliyetini üzerine aldığı mü'minleri rahatsız etmişti. Bu hâl, Allah'ın emrine açıkça isyandı. Allah'a isyan edenin hasmı ise Halife Ömer'di.


kulendam kullanıcısının resmi

Diye/bildiklerim

Biz buralı değiliz; bu kadarına da razı değiliz. Babamızın doğduğu yer cennettir. "Cennetli" olanlar "cennetli/k" olmak için de çalışmalı değil mi?***

Bugün, bugüne kadar yaşadığın günlerden bir gün değildir. Bugüne kadar yaşadığın günlerin tanışıklıkları, alışkanlıkları, özlemleri, beklentileri, lezzetleri, birikimleri üzerine özenle kondurulmuştur. Çok günler görmüş olman bugünü sıradan bir gün etmiyor; aksine uzun uzun hazırlanmış bir gün eyliyor. Kaç gün yaşamış olursan ol, içinde yaşadığın her "bugün", bütün "dün"lerin hepsinin üzerine kondurulmuş bir "taç gün"dür. Dedikleri doğru; annen seni "bugün" için doğurmuş. Kaç gün yaşamış olursan ol, hepsi "taç gün"dü.


accimuu kullanıcısının resmi

Kurban

Hâlık-ı Rahîm ve Rezzak-ı Kerim ve Sâni'-i Hakîm; şu dünyayı, Âlem-i Ervah ve ruhâniyyat için bir bayram, bir şehrâyin Sûretinde yapıp bütün esmâsının garâib-i nukuşuyla süslendirip küçük-büyük, ulvî-süflî herbir ruha, ona münasib ve o bayramdaki ayrı ayrı hesabsız mehâsin ve in'amattan istifade etmeğe muvafık ve havas ile mücehhez bir cesed giydirir, bir vücud-u cismanî verir, bir defa o temâşâgâha gönderir. Hem zaman ve mekân cihetiyle pek geniş olan o bayramı; asırlara, senelere, mevsimlere hattâ günlere, kıt'alara taksim ederek herbir asrı, herbir seneyi, herbir mevsimi, hattâ bir cihette herbir günü, herbir kıt'ayı, birer taife ruhlu mahlukatına ve nebatî masnuatına birer resm-i geçit tarzında bir ulvî bayram yapmıştır ve bilhassa rûy-i zemin, hususan bahar ve yaz zamanında masnuat-ı sagîrenin taifelerine öyle şaşaalı ve birbiri arkasında bayramlardır ki, tabakat-ı âliyede olan ruhâniyyatı ve melâikeleri ve sekene-i semâvatı seyre celbedecek bir cazibedârlık görünüyor ve ehl-i tefekkür için öyle şirin bir mütalaagâh oluyor ki, akıl târifinden âcizdir.


İçeriği paylaş