Bismillah her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız...
mstfgrdn kullanıcısının resmi

Risale-i Nur Dersimiz - 15

Ey ehl-i îman! Sâbıkan, adâvet ne kadar zararlı olduğunu anladın. Hem anla ki; adâvet kadar hayat-ı İslâmiyeye en müdhiş bir maraz-ı muzır dahi hırstır. Hırs, sebeb-i haybettir ve illet ve zillettir ve mahrumiyet ve sefâleti getirir. Evet, her milletten ziyâde hırs ile dünyaya saldıran Yahudi Milletinin zillet ve sefâleti, bu hükme bir şahid-i katı’dır. Evet hırs, zîhayat âleminde en geniş bir dâireden tut, tâ en cüz’î bir ferde kadar sû-i te’sirini gösterir. Tevekkülvâri taleb-i rızk ise, bilakis medâr-ı rahattır ve her yerde hüsn-ü te’sirini gösterir.


katre kullanıcısının resmi

Yaradanım

Bir ahir-i hüzün gözlerdeki nemin sebebi
Sırat-ı alemlerde hüküm şimdi korkularım
Sevdam Araf dağının tepesinde göğe yükselmekte
Koyup alnımı secdeye bin gözyaşı dökmeliyim
Ne kadar akıtsam az
Ne kadar akıtsam az Yaradanın yolunda
Geçmeliydi yalan dünyanın yalanına akıttığım gözyaşlarını
Acıtmalıydı hepsinden, herşeyden beter
Yüreğimi Yaradanın korkusu, mahşerin ürpertisi sarmalıydı
Dünyaya çarşaf çekercesine kapatmalıydım gözlerimi
Şimdi gözyaşlarım yalnız onun için akıyor
Yüreğim yalnız onun için yanmakta


dervis kullanıcısının resmi

Kabağın Sahibi

Vaktiyle bir derviş, nefisle mücadele makamının sonuna gelir. Meşrebin usulünce bundan sonra her türlü süsten, gösterişten arınacak, varlıktan vazgeçecektir. Fakat iş yamalı bir hırka giymekten ibaret değildir. Her türlü görünür süslerden de arınması gereklidir. Saç, sakal, bıyık, kaş, ne varsa hepsinden.Derviş usule uygun hareket eder, soluğu berberde alır. "Vur usturayı berber efendi.'' der. Berber dervişin saçlarını kazımaya başlar. Derviş bir yandan da aynada kendini takip etmektedir. Başının sağ kısmı tamamen kazınmıştır. Berber tam diğer tarafa usturayı vuracakken, bıçkın bir kabadayı girer içeri.


mstfgrdn kullanıcısının resmi

IV. Ulusal Risale-i Nur Kongresi-Siyaset, İdeolojiler ve İktisat

Krizin kaynağı insan aklının fıtrata ve adetullah kanunlarına aykırı hareket etmesidir. Oy hırsıyla hareket eden siyasiler, kâr hırsıyla hareket kapitalist girişimciler ve zevk hırsıyla hareket eden tüketiciler kasırgayı kaçınılmaz yaptılar. Popülist politikalar takip eden siyasiler, 1990'larda başlattığı de-regülasyon politikalarıyla finansal piyasaları kendi haline bıraktı. Devlet denetimi minimum seviyeye indi. Rasyonel girişimcilerin piyasayı en etkin şekilde işleteceği görüşü finansal piyasalarda tam anlamıyla uygulanmaya başlandı. Kapitalist girişimciler kârlarını maksimum kılmak için önlerine çıkan tarihi fırsatı sonuna kadar değerlendiriyordu. Her türlü kredi türevi oluşturarak, reel üretime bağlı olmaksınız, paradan para kazanmaya çalışıyordu. Öte yandan, “hayat eğlencedir” felsefesini benimsemiş zevk hırsıyla hareket eden tüketiciler yıllardır rüyasını gördükleri şeyi kredi alarak gerçekleştirme fırsatını yakalamıştı. Hem de geçmiş kredi tarihlerine bakılmaksınız. Elbette bu fırsat kaçırılmazdı. Nitekim çoğu da kaçırmadı. Bu da yaşanan krizi kaçınılmaz kıldı.


mihrace84 kullanıcısının resmi

Bir Hadis-i Şerif

Hz. Ali (ra) anlatıyor: Resûlullah Efendimiz (SAV) bir gün: 

“Ümmetim on beş şeyi yapmaya başlayınca ona büyük belâlar iner!” buyurdu. Yanındakiler: 

“Ey ALLAH’ın Resûlü! Bunlar nelerdir?” diye sordular. 
Resûlullah Efendimiz (SAV) şöyle buyurdu:



“1- Millî servet, fakir fukaraya uğramadan sadece zengin ve mevki sahibi kimseler arasında gidip gelen bir metâ haline gelirse, 



2- Emanet ganimet ve fırsat bilinip hıyanet edildiği zaman,



3- Zekât (ödemeyi ibadet bilmeyip bir angarya ve) ceza telâkki ettikleri zaman. 



okutucu kullanıcısının resmi

Mevlana ve Aşk

Âşık ve hayran insanların ayak izleri tarih boyunca diğer insanların ayak izlerinden ayrı olmuş kendini hemen belli etmiştir. Allah’ın aşk ile göbeğini kestiği kimseler, hayata aşkın penceresinden bakmışlar, aşksız bir hayatı; kuru, insan benliğine aykırı, anlamsız bir hayat olarak görmüşlerdir. Onlara göre, hayatın anlam kazanması, mevcut varlıklar arasında, yaratılmışların en güzeli kabul ettikleri insanın, mutlak güzele (Allah’a) ulaşması ile mümkündür. Böylece Allah’a duyulan aşk ve sevgi, insana ve diğer yaratılmışlara sevgiyi beraberinde getirecektir. Nitekim Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’de olduğu gibi, aşk erlerinin en belirgin özelliklerinden biri de yaratandan ötürü yaratılmışlara duydukları sevgi, hoşgörü ve merhamettir.


dervis kullanıcısının resmi

Batı Gözüyle Risale-i Nur'un Ehemmiyeti

Her ne kadar Batı dünyasında yaşayanların maddi ihtiyaçları karşılanmış ve çoğunluk refah içinde yaşıyorsa da, en temel ihtiyaçlar karşılanmamış durumdadır ve hatta daha da müzminleşmiştir. Kendisinin ve içinde yaşadığı dünyanın manasını anlamak, insanın yaratılışı gereği ve en büyük ihtiyacıdır. İlerlemenin muharrik gücü olan bu ihtiyaç, bilhassa çağımızda kendisini açıkça ortaya çıkarmaktadır. Herhangi bir zamandan ziyade bu çağın insanı her şeyin nedenini, niçinini bilmek ve gayesini öğrenmek istiyor. Gerçekten de, kâinatın işleyiş tarzını ortaya çıkarmak için harcadığı gayretler, ilmin her dalında baş döndürücü ilerlemelerle karşılık bulmuştur.


kulendam kullanıcısının resmi

Mesnevi'den

Adamın biri, büyük bir şehre gelmişti. Çarşıyı gezerken güzel kokular satan attarların sokağına saptı. Dükkanlardan gül, menekşe, kokuları dalga dalga sokağa dökülüyordu. Adam birkaç adım attı. Güzel kokular başını döndürmüştü. Fazla dayanamadı, düşüp bayıldı. Halk, bayılan adamın başına üşüşmüştü. Kimi kalbini yokluyor, bileklerini ovuyor, kimisi de gül suyu ile yüzünü yıkıyordu. Ne yaptılarsa adamı ayıltamamışlardı.


mstfgrdn kullanıcısının resmi

Mutluluk ve Aşk

Mutluluk bedenin ötesinde aranması gereken erdemli güzelliktir. Mutluluğu hissettiren beden olmadığı gibi, onu hissedecek olan da beden değildir. Bedenin içinde ya da ötesinde denilebilecek olan “meleke” mutluluğu idrak edendir. Mutluluğu idrak eden meleke mi yaşar o dokunaklı hissi, yoksa bir başka melekeye mi aktarır hissiyatını bilinmez. Ama bilinen o dur ki, mutluluğu yaşadığını hisseder insanoğlu. Okuyabilen gözlerinden, okuyamayan sözlerinden anlar bir insanın mutlu olduğunu. Farkındalık mutlu eder bazen, şuursuzca mutlu olmak bazen de. Mutluluğun farkında olduğun kadar kayar avuçlarından belki mutluluk. Bu yüzden dokunaklı bir şiirin son mısrasının ne zaman geleceğini bilmemeyi istemek gibi yavaş okur, yavaş yaşarsın mutluluğu. Hissetmenin ne olduğunu bilemezken yaşamayı öğrenir, yaşamanın ne olduğunu öğrendiğinde mutlu olursun. Ama ne ile?

Hasta olan mı mutludur yoksa doktor mu bilemezsin hiçbir zaman. Sen sadece senin ne kadar mutlu olduğunu anlayabilecek kadar mutlu olmuşsundur. Bir başkası senden mutlu görünüyor olsa da bilemezsin hiç; kim mutlu, kim değil.

Senin mutlulukta eriştiğin zirve, bir başkasının sıradan mutluluk seviyesi kadar olabilir. Ve onun mutlulukta eriştiği zirve de, bir başkasının sıradan mutluluğu kadar... Sen bilemezken kim ne kadar mutlu, kim ne kadar değil; sorgulamak haddine değildir sebepleri. İyisi mi? Daha mutlu olduğuna inandıklarını taklid et. Belki de eksiklerin, zirveni daha yukarılara taşımmana engel olan depremlerdir. Depremlerinin açtığı oyukları, taklidlerle doldur, belki kaynaşacaktır mutluluğunla. Taklid edilen taklid kalmayacaktır, bilemezsin. Belki de taklid ettiklerin, aradığın gerçeklerdir.


mstfgrdn kullanıcısının resmi

İsyan Güzelliği

Ey güzellik!

Hayalsiz yüreğimde makamsız kalmış kapkara bir telaş sana varmak
Ve farkı olmayan sevdalar çukurunda devrik bir cümle gibi hayat
Ne kalmak çukurlarda ihanettir aşka, ne de çukurlara aşık olmak
Çözülmüş duygularımdan aşkı örüp seni bulmak eşsiz bir sanat


İçeriği paylaş